InCity Ocak Sayi 108-39

Çağın hastalığı: Mükemmelliyetçilik

Mükemmel olmak, her istediği şeyi en iyi haliyle, eksiksiz ve en iyi yapmak.

Ben bir insanın gerçekten kim olduğunu bilmek istediğimde, hayattaki amacını sorgularım.

Bu karşımdaki insan ne için çalışıyor, en çok hangi sözcükleri kullanıyor, nasıl biri olduğunu vurguluyor, bu vurgu gerçekten öyle biri olduğu için mi yoksa olamadığı için mi?

İnsanları dikkatle değil emmpati kurarak dinlediğinizde yani dinlemede kulaklarınız kadar kalbinizde etkin görev yaptığında duyduklarınıza inanamıyorsunuz.

Son zamanlarda kiminle konuşsam, “mükemmelliyetçiğiyle başının dertte” ya da yotgunluğunun sebebinin “mükemmelliyetçilik” olduğundan bahsediyor.

Çok sık duyunca ilginç geliyor ve tabi ki merak ediyorum. Beni tanıyanlar bilir her şeyi merak eder, çok da soru sorarım.

Sorular soruyorum, ne ki bu mükemmelliyetçilik? 

Her şey harika olsun, benim yaptığım gibi olsun, hiç eksik olmasın, tam olsun ama en tam, her şey olması gereken zamanda tam ve en güzel olsun… iyice merakım artıyor,  ben hiç böyle biriyle tanışmadım ya da böyle bir durumla karşılaşmadım, siz gördünüz, duydunuz, tanıdız mı?

Yoook, gören, duyan, tanıyan yok.

O zaman yeniden başlıyorum düşünmeye,  insanlar bir şeyi yapmak istediklerinde ancak başlayacak cesareti bulamadıklarında birden mükemmeliyetçi oluveriyorlar, kendileriyle ilgili beğenmedikleri bir şey olduğunda ve bununla barışamadıklarında, etrafındaki insanların yapılan işi kendileri kadar iyi yapacağını düşünmediklerinde, korktuklarında, güvenmediklerinde, icraat yok bahane çok durumlarda birden MÜKEMMELİYETÇİ olunuveriyor.

Bu bir oyun yani, kendimizle ilgili pek çok negatif his, eksiklik için güzel bir isim bulmuşuz onu söyleyince işin içinden sıyrılıvermişiz.bu mükemmeliyetçilik bildiğin hastalık yani.

O zaman kafamda yeniden bir şeyler beliriveriyor, iyi insan olmak, vicdanlı, merhametli, sevgi dolu, güleryüzlü olmak mükemmel olmaktan çok daha iyidir.

Son zamanlarda yine bilinmezlerin peşinde kendimizi perdeler haldeyken bildiklerimize odaklanmayı teklif ediyorum.

Biz; iyi komşu, iyi iş arkadaşı, iyi evlat, iyi eş, iyi anne-baba, iyi insan olmayı,  nedensiz sorgusuz sualsiz, insan olduğu için sevmeyi, sadece kendimiz olduğumuz için sevilmeye layık olduğumuzu,sokaklarda gülümseyerek yürümeyi, selamlaşmayı, kardeşliği, dostluğu, paylaşmayı iyi biliriz.

En iyisi peşinde olmadan, yapabileceğimizin en iyisini yapmanın “en iyi”den de iyi olduğunu bilerek yapmak isteyelim.

Umut var dostlar, insan olduğu sürece umut var, mutluluk gibi mutsuzluk da sonsuz değil, bitecek, her şey değişecek, insan gibi, yapabildiğimizin en iyisini yapmak için yollarda olduğumuz, hayırlı bir 2017 dileğiyle,

Sevgiyle kalın

Selin Günsev

Write a comment