magazin-izmir-ocak-2019

Ocak 2019 – Magazin İzmir

Plasebo Etkisi

İlaç olarak hiç bir etkisi olmayan yani iyileştirici özellik taşımayan bir hapın içildiğinde, telkine dayalı bir yöntemle psikolojik ve fizyolojik iyileştirici değişim yaratmasına “plasebo etkisi” deniyor.

Alınan hap aslında ne bir ilaç ne de gerçekten bir hap ancak bunu içen kişi kendini iyileştireceğinin söylendiği bir ilaç içtiğine İNANIYOR. Buraya kadar her şey normal ancak buradan sonrası heyecan verici. Çünkü öylesine bir şekerleme yutan hasta gerçekten şikayetlerinin azaldığını ve iyileşmeye başladığını söylüyor.

Yapılan araştırmalar da bu kişilerde fizyolojik ve psikolojik değişimi net bir şekilde gözlemlenebiliyor.

Kişinin, aldığı hapa karşı ALGISI DEĞİŞTİĞİNDE kendini iyileştirmeye başlamasına Plasebo etkisi yani kelimenin latince anlamındaki MEMNUNİYET etkisidir.

İkinci dünya savaşı sırasında cephede bir çok yaralı bulunuyor ve bunlara müdahaleler gerçekleşiyor. Ancak bir süre sonra doktorların ellerinde, yaralı askerlerin ağrılarını azaltmak üzere kullanacakları morfin kalmıyor. Acı içindeki askerlere morfinsiz yapılan müdahalelerin zorluğunu gören doktor Henry Beecher bir deneme yapıyor. Ameliyatını yaptığı askerlere morfin kullandığını söyleyerek tuzlu su enjekte etmeye başlıyor. Kendilerine morfin verildiğini düşünen askerlerin  ağrılarının azaldığını gözlemliyor.

Plasebo’yu bilim tam olarak açıklayamıyor ama varlığını net bir şekilde kabul ediyor.

Plasebo inancın etkisi, inancın gücü,

Algının, insan hayatındaki tarifsiz belirleyiciliğinin götergesi.

Plasebo bu kadar etkili ve kanıtlanmış bir yöntemken bunu neden iş yaşamımızda, motivasyonumuzda kullanmayalım?

İnsanlar yürekten inandıkları şeyler olduğunda adanırlar. Kendilerini bir ve bütün, hayata karşı anlamlı hissetmeye başlarlar.

Bir insanı hayata bağlamak istiyorsanız ona inanmak için neden vermeniz yeterli.

Konu ister hayatta kalmak olsun, ister motive olmak, anlattığınız hikayenin kahramanları inançla ilerleyip mutlu sona ulaşıyorsa etrafınız “gerçek” kahramanlarla çevreleniyor.

İşte bu yüzden verdiğim her eğitimde, katıldığım her konferansta hayal kurmanın gücünü anlatıyorum.

Çünkü neye inanırsak o’yuz,

Düşün kadarsın, düşün ne kadarsın?

Write a comment