selin gunsev

Bir ben var benden değil gibi içimde!

Düşüncelerinizi takip edebiliyor musunuz?

Durup kendinizi dinlediğinizde kendi kendinize ne dediğinizi duyuyorsunuz?

İçimizde bir ses var ki bizden öte, her şeyi çok bilen, her konuda yorumu olan, hiçbir şeyi beğenmeyen, sürekli şikayet eden ve suçlayan.

Bu sesle ne sıklıkta karşılaştığımız aslında o gün ne kadar enerjimiz olduğunu belirliyor.

Eğer içimizdeki bu yargılayıcı, ukala fazla konuşmadıysa enerji seviyemiz hooop yükseliyor. Önümüzdeki işleri daha hızlı ve severek yapıyor, verimimizin arttığını gözlemleyebiliyoruz.

Ola ki güne bay/bayan ukala ile başladık, o zaman o günden çok da bir şey beklenmiyor.

Enerjimiz ve motivasyonumuz düşük, hata yapmaktan korkan, bu korku nedeniyle atacağı her adımdan şüpheli, ilerleyemez ve yorgun durumda oluruz.

Bu sesin dayanağı zamanı nasıl kullandığımızla bağlantılı olabilir!

Günümüzü geçirirken kafamızdaki soruların ya da fikirlerin pek çoğu an’la ilgili olmaz.

GEÇMİŞE TAKILIP KALIRIZ: Geçmişte tecrübe ettiğimiz olay ya da kişilere takılıp kalma gibi bir özelliğimiz var. Buna başladığımızda bir yargıdan diğerine, tıpkı ağaçlarda daldan dala atlayan maymunlar gibi, sıçrayıp dururuz. Kendimizi geçmiş deneyimden yola çıkarak haklı çıkarmaya öyle hevesli oluruz ki düşüncemizi doğrulayacak kanıtları çabucak görürüz ya da uydururuz.

GELECEK İÇİN ENDİŞELENİRİZ: Gelecek belirsizdir. Neler olabileceği ile ilgili fikrimiz vardır sadece. Bununla birlikte iş düşüncelere kapılmaya geldiğinde bütün olumsuz senaryoları gerçekmiş gibi bir bir incelemeye başlarız. Bu olumsuz senaryolara bir süre sonra tek gerçek gibi aldanır ve endişe dolu bir geleceğin bize beklediğine ikna oluruz.

HAYALLERDE KAYBOLURUZ: Hayal kurmak güzeldir, insana kendini iyi hissettirir, yaratıcılığını arttırır. Kendini tanıması, neleri arzuladığını görmesi için destekleyicidir.

Buraya kadarı gayet faydalı ancak hayallere takılıp kalmak bu hayaller için şimdi ne yaptığımı düşünmemek bizi hayallere hapsedebilir. 

İlerlemek için hayallere plan yapmak gerek ancak hayallerimizin planı olursa onları hedefimize dönüştürebiliriz.

Bunun içinde ŞİMDİye ihtiyacımız var.

ANDA YAŞAMAK, şimdi hediyesini kabul etmekle başlar. Şimdiye baktığımızda imkanlarımızın neler olduğunu görürüz. Yapabileceklerimiz hemen önümüzde durur. Tam karşımızda canlı canlı durur ve o anda CANLI olduğumuzu bize hatırlatır.

İşte anda olmanın hediyesi gerçekler ile kucaklaşmaktır. O zaman anlarız, içeride konuşan ses gerçek mi, gerçekse ne kadar gerçek, işime yarıyor mu, yoksa boş ve gereksiz konuşarak ben beni sabote mi ediyorum.

Davetim hepimize 

Anda Yaşamaya

Gerçekten Yaşamaya!

Write a comment